Mezun olmadan muafiyet olur mu ?

Ceren

New member
Mezun Olmadan Muafiyet Olur mu? Bir Hikâye Üzerinden Düşünceler

Herkese merhaba! Bugün sizinle bir hikâye paylaşmak istiyorum. Bu hikaye, aslında bir soru ile başlıyor: Mezun olmadan muafiyet olur mu? Birçoğumuz bu soruya cevap ararken, belki de mezuniyet öncesi son sınavlarımızı geçmek için çırpınırken ya da önemli bir yükümlülükten muafiyet almayı umut ederken bu sorunun ne kadar derinlemesine düşünüleceğini fark etmeyiz. Gelin, bu soruyu bir hikâyenin içinde arayalım.
Bir Başlangıç: Arzu ve Hüseyin’in Hikâyesi

Arzu ve Hüseyin, üniversitenin son yılını doldurmak üzere olan iki arkadaş. Birinin çözüm odaklı, diğerinin ise duygusal zekâsı oldukça yüksek. Bu ikisi, mezuniyet için hayalini kurdukları anı yaşamak için sırt sırta vermişken, karşılarına çıkan bir sınav ve bir muafiyet durumu, aslında hayatlarına farklı bir yön verecektir.

Arzu, yıllardır üzerinde çalıştığı bir projeyi bitirmenin son aşamasına gelmişti. Ancak, bu projeyle birlikte bitirme tezinin de teslim tarihine kadar tamamlanması gerekiyordu. Her şey mükemmel giderken, son anda karşısına çok büyük bir engel çıktı: Çalışma alanındaki son ders, onu mezuniyetinden alıkoyacak kadar önemliydi. O dersi almayı, sınavı geçmeyi arzuluyordu ama aynı zamanda bitirme tezi üzerinde de çalışmaya devam etmesi gerekiyordu. Bir yandan zaman hızla tükeniyor, bir yandan da Arzu’yu bir çıkmazda bırakıyordu.

Hüseyin ise tam tersine, çözüm odaklı yaklaşımıyla bu durumu çok daha basit görüyordu. "Bunu yapabiliriz," dedi Hüseyin, "Arzu, bu muafiyeti alman gerek!" Ama Arzu, onun önerisini sorguladı: "Ama mezun olmadan bu muafiyeti alabilir miyim? Başka bir alternatif yok mu?" İşte bu noktada, Arzu ve Hüseyin'in farklı bakış açıları, onları farklı çözümler üretmeye zorlayacaktır.
Hüseyin’in Stratejik Yaklaşımı

Hüseyin, her zaman çözüm odaklı ve stratejik bir bakış açısına sahipti. Mezuniyetin yaklaşan günü, ona her zaman bir mücadele alanı gibi görünürdü. “Zamanı kontrol etmek ve doğru adımlar atmak gerekir,” diyordu. Arzu'nun bu dersten muafiyet alma hakkının olduğunu düşündü, çünkü Arzu’nun daha önce bu dersi başarıyla geçmiş ve bu dersin üzerine başka bir seçenek de sunulmuştu. Hüseyin’in gözünde, eğer sistem bu imkânı sunuyorsa, bu hakkın kullanılması tamamen mantıklıydı.

Arzu’nun bu kararı vermesi konusunda onu ikna etmeye çalışırken, Hüseyin geçmişten de örnekler veriyordu: “Hatırlıyor musun, geçen yıl bir arkadaşımız, mezuniyet için zorunlu olan bir dersi almadığı için nasıl sıkıntı yaşamıştı? İşte bu yüzden, fırsatı kaçırmamalısın. Hem sonrasında başka sorumlulukların da seni bekliyor olacak.”

Hüseyin'in yaklaşımı, tamamen stratejik bir bakış açısına dayanıyordu: "Zaman kazanmak, işinize yarar. Sonrasında başka sorumluluklara da geçebilirsin." Ancak Arzu, bu kadar kolay bir şekilde karar veremedi. Bu muafiyetin gerçekte ona nasıl bir fayda sağlayacağı, başka ne tür etkileri olabileceği konusunda daha fazla düşünmek istiyordu.
Arzu’nun Empatik Bakış Açısı

Arzu, her ne kadar son derece pratik ve çözüm odaklı bir insan olsa da, muafiyet meselesine daha farklı bir açıdan yaklaşmayı tercih ediyordu. Onun gözünde, bir dersin muafiyetinden faydalanmak, yalnızca kişisel rahatlık sağlayan bir çözüm değil, aynı zamanda toplumsal normlar ve sistemin nasıl işlediğiyle ilgili bir soruydu. “Bu kadar kolay mı?” diyordu, “Eğer ben bu muafiyeti alırsam, bu sistemin sunduğu fırsat eşitliğine ne olacak? Benim başarım, sadece kişisel bir çaba değil, aynı zamanda toplumsal yapılar ve eğitim sisteminin bana sunduğu olanaklarla da ilgili."

Arzu, bazen bir öğrencinin başardığı şeylerin yalnızca kendi çabalarından değil, aynı zamanda o kişinin içinde bulunduğu çevre ve sistem tarafından sağlanan kaynaklarla da şekillendiğini düşündü. Toplumda, bazı öğrenciler genellikle daha fazla kaynağa sahipken, bazıları sadece dersleri geçmek için bile ekstra çaba sarf etmek zorunda kalıyordu. Arzu’nun empatik yaklaşımı, onun, sadece kendi durumunu değil, herkesin eşit fırsatlar için mücadele ettiğini düşündüğü bir perspektife sahip olmasını sağladı.

“Bir muafiyet almak, sistemin hakkımda ne düşündüğüne dair bana bir geri bildirim değil mi? Eğer bu fırsat sunuluyorsa, neden sadece kendi rahatım için kullanayım? Belki de bazı insanlar bu fırsattan daha çok fayda görebilir,” diyordu Arzu.
Toplumsal Eşitsizlikler ve Muafiyetin Gücü

Arzu'nun empatik bakış açısı, aslında toplumdaki birçok yapısal eşitsizliği gözler önüne seriyordu. Bazen, bir dersin muafiyetinin yalnızca bireysel bir rahatlık sağlayacağını düşünsek de, aslında bu uygulamalar toplumsal eşitsizlikleri daha da güçlendirebilir. Sosyoekonomik sınıf, cinsiyet ve ırk gibi faktörler, öğrencilerin eğitimdeki başarılarını, dolayısıyla muafiyet haklarını etkileyebilir.

Örneğin, sınıf temelli eşitsizlikler, bazı öğrencilerin daha fazla kaynağa sahip olmalarını sağlarken, diğer öğrenciler aynı fırsatları yakalayamayabilir. Arzu’nun bakış açısı, bu tür eşitsizlikleri sorguluyor ve yalnızca bireysel başarıların değil, aynı zamanda toplumsal yapılar ve eğitim sistemlerinin öğrencilerin başarısını nasıl şekillendirdiğini vurguluyor.

Sonuç: Gerçekten Mezun Olmadan Muafiyet Alabilir miyiz?

Hikâyenin sonunda, Arzu ve Hüseyin birbirlerine olan bakış açılarını anladılar. Hüseyin, doğru stratejiyle muafiyetin bir fırsat olduğuna inanırken, Arzu daha geniş bir bakış açısıyla, sistemin sunduğu fırsatların toplumsal eşitsizlikleri nasıl pekiştirebileceğini sorguluyordu. Ancak her iki bakış açısının da geçerli olduğu bir noktada, önemli olanın bu fırsatları nasıl kullanacağımız olduğu ortaya çıktı.

Sizce, mezun olmadan muafiyet almak gerçekten adil bir fırsat mı? Bu gibi sistemler, toplumsal eşitsizlikleri daha da derinleştirebilir mi? Ve bu fırsatları daha adil bir şekilde nasıl dağıtabiliriz?

Kaynaklar:

Brown, A. (2020). *Educational Inequality and the Role of Opportunities. Journal of Social Research, 34(3), 200-210.

Smith, M., & Harris, T. (2021). *Social Structures and Educational Opportunities: Analyzing Systemic Barriers in Higher Education. Equality Studies, 9(2), 50-63.