Varlık nedir felsefe ?

Sevval

New member
Varlık Nedir? Felsefe Dediğin Şey Hangi “Var” Oluyor?

Merhaba forum ahalisi! Bugün gerçekten zor bir soruyu ele alıyoruz, ama korkmayın, bu yazı bir felsefe dersi kadar sıkıcı olmayacak. Çünkü felsefe de, sonuçta, “varlık” dediğimiz şeyi eğlenceli bir şekilde sorgulama sanatı değil mi? Şimdi hep birlikte soralım: “Varlık nedir?” Kısacası, var olmak sadece bir masa veya bir sandalye olmanın ötesinde bir şey midir, yoksa sadece bir biyo-robot gibi ‘var’ olmak mı? Hadi gelin, bu derin ve bir o kadar kafa karıştırıcı soruyu filozofların bakış açılarıyla eğlenceli bir şekilde keşfe çıkalım.

Varlık: Bir Felsefi Kavram mı, Yoksa Bilgisayar Hatası mı?

Öncelikle, biraz esprili bir açıdan başlayalım: Varlık, felsefede o kadar derin bir kavram ki, birine "Varlık nedir?" diye sorsanız, “Varlık nedir, o kadar da önemli mi?” diye cevap alabilirsiniz. Yani felsefecilere göre, varlık, gerçekten de sadece bir masa olmanın çok ötesinde bir şey. Hatta bazen varlık üzerine düşündükçe “Evet, ben de var mıyım?” sorusunu sorarak çayı boşuna içiyorum diye düşünmeye başlayabilirsiniz. Ama merak etmeyin, hepimiz biraz varız, hatta yazı yazarken bile bir şekilde “varlık” oluşturuyoruz.

Platon’un Hayali Dünyası: Varlık Ne Zaman Gerçek Olur?

Hadi, Platon’a bir göz atalım. Platon’un varlık anlayışı, biraz “idealist”tir. Ona göre, gördüğümüz her şey, mükemmel bir dünya olan "İdealar Dünyası"nın yansımasıdır. Yani bu dünyadaki her nesne bir "ideal formun" yansımasıdır. Peki, ne demek istiyor Platon burada? Mesela, bir masa görüyorsunuz, değil mi? O masa gerçekte sadece bir ideanın yansımasıdır, gerçek masa, sadece bizim algılarımızın şekillendirdiği bir varlık değil.

Bunu biraz daha modern bir dille düşünelim: Platon’a göre, biz şu an “Instagram filtresi” gibi yaşıyoruz. Gerçek masa, aslında o kadar mükemmel ki, bizim gördüğümüz sadece bir yansıma. Hadi şimdi bunu düşündüğünüzde, Platon’a ne kadar hak verdiğinizi fark edeceksiniz. Belki de gerçekten hiç kimse masa görmüyor, sadece varlığını düşünüyor ve hayal ediyoruz. Durum biraz kafa karıştırıcı ama, belki de hayat gerçekten bir Instagram filtresi gibi!

Aristoteles: Varlığın Toprağa Basan Hali

Platon’un idealarına karşı çıkan Aristoteles, varlık meselesini biraz daha somutlaştırıyor. Ona göre varlık, sadece ideaların ötesinde, fiziki dünyadaki nesnelerde ve olaylarda mevcuttur. Yani, bir masa, Platon’un hayalindeki mükemmel forma uymasa da, yine de bir "varlık" olarak kabul edilebilir çünkü fiziksel dünyadaki işlevselliği ve özellikleri vardır.

Bunu biraz daha netleştirecek olursak: Eğer Aristoteles günümüzde yaşıyor olsaydı, masa değil de telefon deseydi, “Bu telefon gerçekten var, çünkü işlevi var, bende şu anda bu yazıyı yazmamı sağlıyor,” derdi. İşte Aristoteles, varlıkları somut bir şekilde anlamak için daha mantıklı bir yaklaşım sergiliyor. O zaman “bu yazıyı yazmak bir varlık mıdır?” diye sorabilirsiniz. Evet, eğer telefonunuz olmasaydı, yazıyı yazamazdınız, bu da demek oluyor ki telefon gerçekten var!

Heidegger: Zamanın, Varlıkla Dansı

Şimdi de biraz daha derin bir bakış açısına, Martin Heidegger’e geçelim. Heidegger, varlık anlayışını biraz daha felsefi ve zamanla bağlantılı bir şekilde inceler. Ona göre varlık, zamanla iç içe geçer. Yani, sadece şu anda var olan değil, geçmiş ve gelecekteki varlıkları da düşünmemiz gerekir. Varlık, her zaman zaman içinde şekillenen bir şeydir. Bunu basitçe açıklayacak olursak: Eğer şu an bir masa var ve geçmişte bu masa yapılmışsa, masa sadece o anın değil, zamanın da bir parçasıdır.

Hadi bunu daha eğlenceli bir şekilde ele alalım: Mesela bir bardağınız var. Şu anda masada, belki bir şey içiyorsunuz. Ama bu bardak sadece “şu an var” değil, geçmişte yapıldı, belki de çok eski bir üretim tarihine sahip. Heidegger burada diyor ki: “Bu bardak aslında geçmiş ve geleceği içinde taşıyor, çünkü yarın başka bir şeye dönüşebilir.” (Gerçekten derin, değil mi?)

Erkeklerin Stratejik, Kadınların Empatik Varlık Düşüncesi

Şimdi, gelin bir de erkeklerin ve kadınların varlık üzerine bakış açılarına göz atalım. Erkekler genelde çözüm odaklı ve stratejik düşünürler, değil mi? O yüzden erkekler için varlık biraz daha somut ve fonksiyonel bir şeydir. Mesela, bir arabanın varlığı, onun motorunun, tekerleklerinin, ve işlevinin birleşimiyle değerlendirilir. Yani, erkekler, varlıkları daha çok ne işe yaradıklarıyla ölçerler. Bunu, Aristoteles’in yaklaşımına çok benzetebiliriz.

Kadınlar ise, genellikle daha empatik ve ilişkiler odaklı bir yaklaşım sergilerler. Bir kadının bakış açısına göre, varlık sadece işlevsel bir şey değil, aynı zamanda o şeyin etrafındaki insanlarla olan ilişkisiyle de şekillenir. Örneğin, bir oda da sadece dört duvar değildir; o odadaki insanlar, sohbetler ve duygusal bağlar da odanın varlık halini etkiler. Kadınların bu bakış açısı, Heidegger’in varlık-zaman ilişkisinde olduğu gibi, bir şeyin zamanla nasıl şekillendiğini ve etrafındaki ilişkilerle nasıl evrildiğini anlamaya daha yakındır.

Sonuç: Varlık Hakkında Düşünmeye Devam Edelim!

Felsefe dediğiniz şey, sadece ağır kitaplarda gizli olan derin düşünceler değil, aslında hayatın ta kendisi. Varlık üzerine düşündükçe, bazen cevaplar yerine daha fazla soru buluyoruz. Ama belki de bu, felsefenin asıl amacı: Soruları sormak ve hep birlikte yanıtları aramak. Varlık nedir sorusuna bir cevap bulmamış olsak da, bu derin düşünce yolculuğu her zaman bir anlam taşır.

Peki, sizce varlık sadece fiziksel bir şey midir, yoksa insanın ilişkileriyle şekillenen bir kavram mıdır? Hadi, bu konuda sohbet edelim!